Buchner
Büyükbabası, babası ve amcası doktor olan Georg Büchner, Darmstadt yakınlarındaki Goddelau'da dünyaya geldi. Çocukluğunda annesinden dinlediği Schiller şiirleri, halk türküleri ve masallarla düşgücünü besledi ki, bu düşgücü ileride vereceği yapıtlara yansıyan başlıca etken oldu. Lise sıralarında fen derslerine duyduğu ilgiden dolayı, babasının da desteği ile evde kurulan bir laboratuarda çalışmalar yapmaya başladı. Lise eğitiminin ardından tıp okumak için Strassburg'a gitti. Orada Wilhelmine adlı genç bir kadınla nişanlanan Georg Büchner'in nişanlısına yazdığı mektuplar daha sonra bir kitap haline getirilerek yayınlandı.

Büchner'in içinde bulunduğu çevre ve aile yapısı onun ürünlerinin şeklini belirledi. O dönemin Almanya'sında küçüklü büyüklü Dükalıklar bulunuyordu. Büchner'in de içinde bulunduğu Hessen Dükalığı'nda, Fransız Devrimi'nin etkisiyle toplumsal kıpırdanmalar başlamıştı. Strassburg'ta içine girdiği özgür ortam sayesinde toplumsal sorunlara ilgi duymaya başlayan yazar, 1834'de arkadaşlarıyla birlikte hazırladığı "Hessenli Köy Habercisi" adlı bildiriyi gizlice dağıtarak ezilen halka seslendi. Bildirinin toplatılması ve can güvenliğinin tehlikeye girmesiyle Strassburg'a kaçan Büchner, burada herhangi bir eyleme katılmamakla birlikte düşüncelerinde de değişiklik olmadı. Bildirinin soruşturmasının sürdüğü günlerde, "Danton'un Ölümü" adlı oyunu yazdı. Oyunun konusunu oluşturan Fransız Devrimi'nden alınma olaylar tarihi birer belge niteliği taşımaktadır ve konuşmalar bile yer yer tarihsel kaynaklarla örtüşmektedir. Ancak yazar tarihsel gerçekleri kendi düşgücüyle harmanlamayı başarmış, geleneksel dram biçiminin olayları belli bir doğrultuda gelişmeye zorlayan yapısına uymaksızın, kişisel sorunlarla toplumsal sorunların tartışıldığı bölümleri ard arda sıralayarak tarihsel belirlemeciliği ve kendisinin buna tepkisini sergilemiştir. Danton'un ölümü yazarın hayattayken basılmış tek eseri olup, ölümünden sonra sahneye koyuldu.

Alman edebiyatındaki coşumculuk akımının önde gelen yazarlarından Reinhold Lenz'in yaşamını anlattığı "Lenz" adlı kitabını kaleme alan Büchner, delirerek ölen şairin toplumsal-eleştirel yanına ilgi duymuş ve olayları gerçekçi bir anlatımla aktarmıştır. Günümüz modern ruhbilimin ışık tuttuğu bilinç ve bilinçaltı düzeylerine yönelmesi bakımından Lenz, psikolojik romanın öncüleri arasında hak ettiği yeri almıştır. Romantik dönemin önde gelen şairi Brentano'nun "Ponce de Leon" adlı güldürüsünü örnek alarak yazdığı "Leonce ile Lena", Büchner'in gerçek verilere dayanmayan tek yapıtı olup, bir güldürü maskesi altında can sıkıntısı ve korku gibi kavramlarla kişinin yalnızlığı ve boşluk içine düşmesini işler. Son yapıtı "Woyseck"te ise gerçek bir olaydan, o günlerde yayınlanan bir gazete haberinden yola çıkar. Konusu ve yapısı o zaman için oldukça marjinal sayılan bu oyun, bir er olarak askeriyede görev yapan "Woyzeck"i anlatır. Oyunda sıradan bir insanı ele alıp onu kendine özgü ahlak anlayışıyla yalnızca bir denek olarak gören sömürücü sınıfın karşısına koyan Büchner, taslak aşamasında kaldığı için başkaları tarafından değişik düzenlemeler yapılarak yayınlanan ve ilk kez 1913 yılında sahnelenen bu oyununda toplumu ağır bir dille eleştirmiştir. Georg Büchner, son yılları içinde yaşadığı Alman romantik akımını aşmış, yeni bir gerçekçilik anlayışıyla insanı toplum içinde ele alarak kesin kurallara bağlı dramatik tiyatro anlayışının dışına çıkmıştır. 17 Şubat 1837'de Zürih'te yaşamını yitiren Georg Büchner, bu nedenle kendi çağdaşları arasında farklı bir yer edinmeyi başardı.

Eserleri
Oyunlar: Danton'un Ölümü (Danton's Tod, 1835), Lenz (1836), Leonce ile Lena (Leonce und Lena), Woyseck (1836)

LİNKLER
http://www.imagi-nation.com/moonstruck/clsc29.html
http://www.ohiou.edu/~Chastain/ac/ buchner.htm